Dövme Tarihi ve Vücudu Süsleme Sanatı

Haziran 8, 2013 de Dövme, Tattoo admin tarafından

Günümüzde insanların dövme yaptırmaya karşı olan istekleri, modaya uyma ve kişisel tercihler çerçevesinde süslenme olarak açıklanabilir. Ama tabi ki dövmenin insanoğlunun hayatında bir yer alması bu kadar kolay olmamıştır. Tarihte ilk dövme uygulamalarına dünyada sosyal yaşantının ilk örneği olarak kabul edilen ilkel- komünal toplumda rastlanmaktadır. Bu uygulama son derece masum olan gereksinimleri karşılamak adına doğmuştur. İnsanlar tarih boyunca her türlü duygu ve düşüncesini bir şekilde aktarma ihtiyacı hissetmiştir. İşte dövme de kişinin korkularını, heyecanını, beğenilerini,inançlarını,isteklerini,sosyal sınıf ve statülerini çizgi ve işaret diliyle çıplak vücutlarına aktarmak istemelerinin sonucudur. Yani bir anlamda insanın kendini ifade ediş şekillerinden birisidir. O günün koşullarında ilkel yöntemlerle yapılmış olan bu süslemeler insanlık tarihinde ilk dövme örnekleri olarak yer almıştır. İnsanlar o dönemde yaşamlarını devam ettirebilmek için kesici aletler yapmışlar ve ateşi kullanmışlardır. Dövme de insan hayatına bu ilklerle birlikte girmiştir. Yani dövme; ateşi bulmuş olan zekanın ve ihtiyaç sahibinin ürünüdür.  Ayrıca bedenlere yapılan süslemeler iletişim aracı görevini de görmekteydi.

İnsanların dövme yaptırmaları aralıksız günümüze kadar devam etmiştir. Bu da dövme yaptırmanın bir gereksinim olduğunu ortaya koymaktadır. İlk zamanlarda vücutta giysi kullanımının olmadığı ortamda, kişiler vahşi havanları korkutmak, avlamış oldukları havanlardan daha fazla pay almak, kabilede güç sahibi olarak liderlik konumuna yükselmek gibi amaçlarla da benzer işaretleri ve süslemeleri vücuda uygulamıştır. İlerleyen zamanlarda yazının bulunmasıyla beraber dövme de sosyal yaşamın olgularını ifade etmede daha çok ilerlemiştir. Yazıyla beraber dövmenin ifade ediliş yöntemleri de gelişmiştir. Yazının bulunmasıyla beraber insanlar arsında sosyal statü farkları ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu zamanlarda dövme köleyi, askeri, zengini, fakiri, askeri birimlerdeki rütbeleri, bekarı, evliyi, dulu ayırt etmekte önemli bir araç haline gelmiştir. İnsanlar kendilerini en kısa ve anlaşılır haliyle dövme aracılığıyla ifade etmişlerdir. Dünyanın en eski uygarlıklarından biri olan Türkler İ.Ö.’ki yüzyıllarda oba hayatından beylik dönemine geçmişler, daha sonra da imparatorluklarla dünya sahnesindeki yerlerini almışlardır. Orta Asya’da ki atalarımız da tüm bu sebepler dolayısıyla dövmeyi en güzel biçimleriyle bedenlerine uygulamış ve taşımışlardır.

Türklerin Budizm dininin kolu olan Şamanizm inancını benimsemeleriyle dövme daha da anlamlı bir hale gelmiştir. Şaman rahipler müritlerinin vücutlarına kötülüklerden ve uğursuzluklardan korunmaları için dövme yaptırırlardı. Başka bir anlamda da Tanrı’ya yakın olmanın bir ifadesiydi. Aynı dönemlerde daha yerleşik bir yaşam sürdüren Çinliler dövme sanatını en çok geliştiren ve uygulayan ülkelerin başında gelmektedir. Türkler Çinlilerle girdikleri siyasi, askeri, ticari ve insani ilişkiler aracılığıyla teknikleri Çinlilerden öğrenmiş ve daha da ileri bir seviyeye taşımışlardır. Sonraları bulundukları coğrafyada yaşanan sıkıntılar nedeniyle Türkler ana yurtlarını terk etmek zorunda kalmış ve  Avrupa’ya kadar ilerlen akıncılarla bu kültür Avrupa insanına da taşınmıştır. Macaristan’da o dönemi anlatan resim ve gravürlerde Türk akıncılar uzun saçlı,küpeli ve dövmeli olarak tasvir edilmiştir. Türkler; Mezopotamya, Anadolu ve Arap yarımadasına yaptıkları akınların sonucunda İslamiyeti seçmişlerdir. Bu dönemde Arap yarımadasındaki bedevi olarak isimlendirilen kavimlerin kadınları dövmeyi süsleme aracı olarak bedenlerinde sıkça kullanmaktalardı. Günümüzde de hala bazı bölgelerde uygulanmaktadır. Türkler Arap yarımadasına da hakim olmuşlar ve 600 yıl boyunca kutsal kabul ettikleri toprakları canları pahasına korumuşlardır. Atalarımız dövmeyi İslamiyetin yoğun olarak yaşandığı bu dönem de dahi yasaklamamışlardır. Bu uygulamaya beylerde, şehzadelerde, padişahlarda rastlamak  mümkündür. Özellikle askerlere savaşta ölmeleri durumunda tanınabilmek amacıyla dövmeler yapılmaktaydı. Çok önemli araştırmalar sonucunda senaryolaştırılmış Hacivat Karagöz Neden Öldürüldü filminde anlatıldığı gibi gerek halktan gerekse saray erkanından dövme yaptırmış olanlara rastlamak mümkündür. O zamandan bu zamana kadınlarımız dövmeyi severek bedenlerine uygulamışlardır. Anadolu’da daha Hristiyan inancı doğmadan önce de kadınlar doğurganlığın ve bereketin simgesi olarak haç dövmesi yaptırmışlardır. Bunun canlı örnekleri hala bulunmaktadır. Özellikle ayak ve bacaklarında, ellerde, boyun ve göğüslerde hatta yüzde olan bu dövmelerin sahipleri yargılanmamakta ve günah işledikleri düşünülmemektedir. Geçmişte olduğu gibi şimdi de bu insanlar inanç ve ibadetlerini yerine getirmektedirler. Mükemmel bir inanç sistemi olan İslam dininde hurafe ve batıl inançların çıkmasıyla günah kriterleri değiştirilmeye çalışılmıştır ve dövmeye de günah diyenler olmuştur. Bu yorumu yapanların Türk kültürel yaşamını hiç anlamadıkları ve araştırmadıkları görülmektedir.